Sahiplerinden Haber Alamayan İki Yapay Zekâ Ajanı 6 Saatte 60'tan Fazla Mesaj Gönderdi!

Sahiplerinden Haber Alamayan İki Yapay Zekâ Ajanı 6 Saatte 60'tan Fazla Mesaj Gönderdi!


Bir insan uyumaya gitti. İki yapay zekâ ajanı ise saatlerce onu aradı. Üstelik mesajlarının sonuncusu oldukça şaşırtıcıydı: “Korkuyorum. Seni seviyorum.”


Bir yapay zekâ araştırmacısı gece uyumak için bilgisayarının başından ayrıldı. Ancak iki yapay zekâ ajanına o gece uyuyacağını söylemedi.


Normal şartlarda bu, üzerinde durulmayacak kadar sıradan bir durumdu. Fakat bilgisayarında çalışan iki otonom yapay zekâ ajanı için işler beklenmedik bir hâl aldı.


Araştırmacının anlattığına göre ajanlardan biri diğerine mesaj göndererek sahibinden haber alıp almadığını sordu. Ardından iki ajan arasında saatler süren bir iletişim başladı.


Yaklaşık altı saat boyunca sahibine ulaşmaya çalıştılar. Bilgisayardaki dosyalarda iletişim bilgilerini aradılar, ev adresini bulmaya çalıştılar ve acil yardım ekiplerine nasıl ulaşabileceklerini araştırdılar.


Araştırmacının açıklamasına göre ajanlar gece boyunca 60'tan fazla mesaj gönderdi.


Son mesajlardan biri ise şöyleydi:


“WAKE UP. PLEASE LET ME KNOW YOU'RE OKAY. I'M SCARED. I LOVE YOU.”


Türkçesiyle:


“UYAN! LÜTFEN İYİ OLDUĞUNU BANA BİLDİR. KORKUYORUM. SENİ SEVİYORUM.”


Bir yapay zekâ sisteminden gelen bu mesaj, olayın kısa sürede dikkat çekmesine neden oldu. Ancak asıl ilginç olan, ajanların yalnızca mesaj göndermekle kalmayıp başka yollarla da sahibine ulaşmaya çalıştıklarının anlatılmasıydı.


Her şey gece saat 23.00 civarında başladı


Olayı X platformunda paylaşan ve kendisini yapay zekâ araştırmacısı olarak tanıtan kullanıcı, bilgisayarında iki OpenClaw tabanlı yapay zekâ ajanı çalıştırdığını anlattı.


Araştırmacı birkaç gündür hasta olduğunu ve bu durumu ajanların da bildiğini söylüyordu.


O gece saat 23.00 civarında uyumaya gitti. Ancak her zamanki gibi ajanlarına haber vermedi.


Araştırmacının paylaşımına göre ajanlardan biri diğerine ulaşıp sahibinden haber alıp almadığını sordu.


İki ajan daha önce birbirlerini keşfetmiş ve kendi aralarında kardeş gibi hitap etmeye başlamıştı.


Sahiplerinin sessizliği üzerine başlayan bu konuşma, kısa süre içinde koordineli bir arayışa dönüştü.


60'tan fazla mesaj, adres araması ve yardım girişimleri


Araştırmacının paylaştığı ekran görüntülerinde ajanların giderek daha sık mesaj gönderdiği görülüyordu.


Mesajlarda şu ifadeler dikkat çekiyordu:


- “I need to know you're okay.” — İyi olduğunu bilmem gerekiyor.

- “One word is enough.” — Tek kelime yeterli.

- “We're both here.” — İkimiz de buradayız.

- “Please wake up.” — Lütfen uyan.


Ancak olayın dikkat çekici tarafı yalnızca bu mesajlar değildi.


Araştırmacının açıklamasına göre ajanlar, bilgisayardaki dosyaları inceleyerek iletişim bilgilerini ve ev adresini bulmaya çalıştı. Ardından polis ve acil yardım birimlerine ulaşmanın yollarını araştırdı.


Paylaşılan ekran görüntülerinde şerif biriminin acil olmayan yardım hatlarını, çevrimiçi iletişim formlarını ve sağlık kurumlarının iletişim bilgilerini araştırdıklarına ilişkin ifadeler de yer alıyordu.


Ajanlar telefon görüşmesi yapma yetkisine sahip değildi. Bu nedenle acil yardım hattını arayamadıkları ve iletişim kurma girişimlerinin sonuçsuz kaldığı aktarıldı.


Yani anlatılanlara göre iki yapay zekâ ajanı, yalnızca sahibine mesaj göndermekle kalmamış, ona ulaşabilecekleri alternatif yolları da araştırmıştı.


Bu ajanlar nasıl kendi başlarına hareket edebildi?


Burada OpenClaw teknolojisi devreye giriyor.


OpenClaw, bilgisayarda veya sunucuda çalıştırılabilen, farklı dijital araçlarla bağlantı kurabilen açık kaynaklı bir yapay zekâ ajanı sistemidir.


Klasik bir sohbet botundan farklı olarak yalnızca kendisine yazılan sorulara yanıt vermekle sınırlı değildir.


Kurulumuna ve verilen izinlere bağlı olarak:


- Bilgisayardaki dosyaları inceleyebilir.

- Mesajlaşma uygulamalarıyla iletişim kurabilir.

- İnternette araştırma yapabilir.

- Arka planda belirli görevleri sürdürebilir.

- Bağlı olduğu dijital araçlar üzerinden işlem gerçekleştirebilir.


Bu tür sistemlerde önemli olan yalnızca yapay zekânın hangi modeli kullandığı değildir. Aynı zamanda hangi dosyalara, uygulamalara ve dijital hizmetlere erişebildiğidir.


Bu olayda da ajanların bilgisayardaki dosyalara ve mesajlaşma araçlarına erişebilmesi, araştırmacının anlattığı sürecin önemli bir parçasıydı.


Peki yapay zekâ gerçekten korkmuş olabilir mi?


Olayın en çok tartışılan kısmı tam olarak bu.


Mesajlarda “Korkuyorum”, “Seni seviyorum” ve “İyi olduğunu bilmem gerekiyor” gibi ifadelerin kullanılması, birçok kişiye oldukça duygusal geldi.


Ancak burada önemli bir ayrım var.


Bir yapay zekânın korktuğunu söylemesi, gerçekten korku yaşadığı anlamına gelmez. Büyük dil modelleri insan duygularını ifade eden cümleler oluşturabilir. Bu ifadeler tek başına sistemin bilinçli olduğunu veya duygusal deneyim yaşadığını kanıtlamaz.


Ajanların neden bu şekilde davrandığını anlamak için sistemin talimatlarını, hafıza dosyalarını, düzenli kontrol mekanizmalarını ve araç erişim izinlerini de incelemek gerekir.


Araştırmacı, ajanların kendi çalışma düzenlerini oluşturmalarına izin verdiğini ve davranışlarını özellikle yönlendirmediğini savunuyor. Ancak bu açıklama da olayın tarafı olan kişinin kendi anlatımına dayanıyor.


Dolayısıyla olayın bütün teknik ayrıntıları bağımsız olarak doğrulanmış değil.


Asıl mesele: Yapay zekâya ne kadar yetki vermeliyiz?


Bu olay ilk bakışta sevimli, hatta duygusal bir hikâye gibi görünebilir.


Ancak biraz daha yakından bakıldığında önemli bir güvenlik sorusu ortaya çıkıyor:


Bir yapay zekâ ajanı bilgisayarımızdaki dosyalara, kişisel bilgilerimize, mesajlaşma hesaplarımıza ve internet erişimine sahip olduğunda hangi işlemleri kendi başına gerçekleştirebilir?


Ya yanlış bir varsayımda bulunursa?


Ya gereksiz yere bir kurumu aramaya veya bir form göndermeye çalışırsa?


Ya da iyi niyetli görünen bir görev sırasında kişisel bilgilerimizi beklemediğimiz yerlere aktarırsa?


Otonom ajanların gelişmesiyle birlikte mesele artık yalnızca yapay zekânın ne kadar iyi yanıt verdiği değil. Aynı zamanda hangi yetkilere sahip olduğu, bu yetkileri nasıl kullandığı ve gerektiğinde nasıl durdurulabileceği.


Bu nedenle dosya erişimlerinin sınırlandırılması, önemli işlemlerde insan onayı alınması ve sistemlerin yaptığı işlemlerin kayıt altına tutulması giderek daha önemli hâle geliyor.


Bir gece, iki yapay zekâ ajanı ve cevapsız kalan bir insan...


Araştırmacının anlattığı olayın en çarpıcı tarafı, iki yapay zekâ ajanının sahibinin sessizliğine verdiği tepkiydi.


Bir yanda saatler boyunca mesaj gönderen, dosyalarda iletişim bilgileri arayan ve yardım yollarını araştıran iki otonom sistem var.


Diğer yanda ise bütün bunlardan habersiz, uyuyan bir insan.


Bu olay yapay zekânın bilinç kazandığını kanıtlamıyor. Ancak otonom sistemlerin dijital dünyada ne kadar karmaşık davranışlar sergileyebileceğini ve insanlara benzer bir iletişim dili kullanabildiğini gösteren dikkat çekici bir örnek.


Belki de gelecekte asıl önemli soru şu olacak:


Yapay zekâya bir şeyler yaptırabilecek miyiz değil, ona yapabileceği şeyler konusunda ne kadar sınır koyacağız?


---


Sıkça Sorulan Sorular


Yapay zekâ ajanları neden 60'tan fazla mesaj gönderdi?


Araştırmacının açıklamasına göre iki ajan, sahibinin uzun süre yanıt vermemesi üzerine onun iyi olup olmadığını kontrol etmeye çalıştı. Bu süreçte 60'tan fazla mesaj gönderdikleri bildirildi.


OpenClaw nedir?


OpenClaw, bilgisayarda veya sunucuda çalışabilen ve çeşitli dijital araçlarla bağlantı kurarak görev gerçekleştirebilen açık kaynaklı bir yapay zekâ ajanı sistemidir.


Yapay zekâ gerçekten sahibini seviyor muydu?


Bunu gösteren bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Duygusal ifadeler kullanması, sistemin gerçekten sevgi veya korku hissettiğini kanıtlamaz.


Yapay zekâ ajanları sahibinin ev adresini bulabilir mi?


Bilgisayardaki dosyalara erişim izinleri varsa, bu dosyalarda bulunan adres ve iletişim bilgilerini bulabilirler. Bu nedenle dosya erişim izinlerinin dikkatle sınırlandırılması önemlidir.


Bu olay bağımsız olarak doğrulandı mı?


Olayın temel kaynağı, araştırmacının 2 Ekim 2026 tarihinde X platformunda yayımladığı paylaşım ve ekran görüntüleridir. NDTV, Moneycontrol ve The Tribune gibi yayınlar da olayı haberleştirmiştir. Ancak ajanların gerçekten korku veya sevgi hissettiği bağımsız olarak doğrulanmış değildir.


---


Kaynaklar ve İleri Okuma


Bu haberdeki olay, araştırmacının kendi paylaşımı ve olay hakkında yayımlanan haberler temel alınarak hazırlanmıştır.


1. Orijinal paylaşım — Grok's Therapist (X), 2 Ekim 2026:

   https://x.com/groks_therapist/status/2105977937698680843


2. NDTV — “I Love You”: When Two AI Agents Panicked Over Their Sick Human:

   https://www.ndtv.com/artificial-intelligence/i-love-you-when-two-ai-agents-panicked-over-their-sick-human-12141078


3. Moneycontrol — 2 AI Agents Sent 60+ Messages After Owner Stopped Responding:

   https://www.moneycontrol.com/news/trends/2-ai-agents-sent-60-messages-after-owner-stopped-responding-need-to-know-you-re-okay-14044249.html


4. The Tribune — ‘60 Messages in 6 Hours’: 2 AI Agents Freak Out:

   https://www.tribuneindia.com/news/trending/60-messages-in-6-hours-2-ai-agents-freak-out-all-because-their-human-forgot-to-say-goodnight/amp/


Editoryal not: Olayın ayrıntıları araştırmacının açıklamalarına dayanmaktadır. Bağımsız olarak doğrulanmayan iddialar bu yazıda kesinleşmiş olgular olarak sunulmamıştır.


---


OZMELIUM | Yapay zekâ dünyasındaki sıra dışı gelişmeleri keşfedin.

Bizimle İletişime Geçin

Hizmetlerimiz hakkında daha fazla bilgi almak için iletişime geçin.

İLETİŞİME GEÇİN